
Endüstriyel futbolun 80'lerden bu yana baş düşmanı durumunda ki "St.Pauli " tekrar Bundesliga'da. Ancak Hamburg'un asi semtinin asıl nam yaptığı özelliği futbol takımının başarısından çok taraftarlarının oluşturduğu kendilerine has tribün kültürü... Almanya'nın kuzey denizine açılan kapısı konumunda bulunan St.Pauli limanı sayesinde bu semt hep canlı ve kozmopolit bir yapıya sahip olmuş. Gemi personellerinin sürekli doldurduğu barlar ve "eğlence merkezleri" zamanla talebe orantılı çoğalmış bu da St.Pauli'ye bu sektörlerde çalışan insanların akın etmesine yol açmıştır. Bu profil günümüze de Almanya'nın Amsterdam'ı olarak kabul edilen ve 7/24 eğlence hayatının devam ettiği bir şehir olarak yansımıştır.Şehrin "diğer" takımı konumunda ki St.Pauli'nin baş düşmanı kendisini endüstriyel futbolun kollarına bırakmış Hamburg S.v ve bu hususta Alman futbol kulüplerinin rol modeli konumunda ki Bayern Münih... St.Pauli taraftarlarının geneli meslekleri sebebi ile toplum tarafından hor görülmüş , ırkçı saldırılara maruz kalmış , eşcinsel,travesti olması sebebi ile dışlanmış insanlardan oluşuyor;İşte bu özelliği ile St.Pauli diğer takımların sol görüşlü taraftar gruplarından ayrılıyor ve dünyanın her ülkesinde sempati toplayan "farklı"bir kulüp haline geliyor ki taraftarların sol görüşe kayması eldivenlerini bırakıp devrimci Nikaragua’da gönüllü çalışmaya giden günümüzde efsane haline gelen kalecisi Volker Ippig'in geri dönüşü ile başlıyor.Taraftar takımının yakaladığı politik çizgiden de memnun ve ekonomik özgürlüğünü kaybetmemesi için sezon başı satışa çıkan kombineleri yarım saat içinde tüketiyor , takımının resmi storlarından devamlı alışveriş yapıyor hatta semtte içilen biradan bile St.Pauli F.K 'ya pay bırakıyor. Kulübün mevcut başkanı futboldan zerre kadar anlamam diyen ve eşcinsel olduğunu saklamayan bir tiyatrocu/yatırımcı.
Takımda öne çıkanların başında bu sezon 19 gol ve 5 asist yapan tecrübeli Marius Ebbers geliyor fakat gerek ilerlemiş yaşı gerekse istikrarsız kariyeri sebebi ile takımın asıl gözbebeği koyu bir St.Pauli taraftarı olduğunu her fırsatta dile getiren gurbetçi yetenek Deniz Naki.. Henüz 20 yaşında ve sezonu 7 gol 5 asistle tamamlayarak kulübünün başarısında büyük katkı yaptı. Genç olmasının getirdiği heyecan ve tecrübesizlikle ile birkaç ay önce Hansa Rostock maçında yaptığı kafa kesme haraketinden dolayı 3 maç ceza alıp gündeme gelen Deniz'in peşinde her parlayan gurbetçide olduğu gibi 3 büyüklerin olduğu söyleniyor.
Özellikle Alman kültürüne işlemiş ırkçılığa karşı savaş açmış olan taraftarlarının hoşgörüsü sayesinde takım kendi kalibresinin üstünde alman olmayan futbolcuları bulundurdu.Taraftarlar sosyal sorumluluk ve hoşgörü çerçevesinde her hafta mülteci kamplarından insanları stadlarına getiriyor ve futbol dolu eğlenceli bir gün geçirmelerini sağlıyor. Vatandaşlarımıza yapılan Solingen katliamından sonra açtıkları türkçe pankartlar ve protestolarla ülkemizde de sempati kazanan St.Pauli'nin bir önceki Bundesliga yükselmesinde galibiyet golünü bugün Fenerbahçe'de oynayan Deniz Barış atmıştı. Aradan onca yıl geçti ama Deniz Barış'ın eşi vefat ettiğinde takım o hafta maça siyah bantla çıkıp , pankartlarla Deniz'in acısını paylaşmışlar vefalı takım & taraftar nasıl olur göstermişlerdi. Benim hatırladığım St.Pauli forması giyen birkaç tanıdık futbolcular arasında bir dönem Fenerbahçe forması ile izlediğimiz Cem Karaca , Kayserispor'da forma giyen genç yetenek Ömer Şişmanoğlu,Ivan Klasnic,Zlatan Bajramovic gibi isimler var.*St.Pauli geleneksel olarak tüm iç saha maçlarına başlıkta kullanılan cehennemin çanları (Hells Bells) adlı şarkıyla çıkıyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder